Küresel enerji piyasaları, ABD ile İran arasında tırmanan gerilim ve patlak veren sıcak çatışmaların gölgesinde tarihi bir dalgalanma sürecinden geçiyor. Özellikle dünyanın en önemli enerji koridorlarından biri olan Körfez’in ulaşıma kapanma riskinin belirmesi, brent petrol fiyatlarında adeta bir deprem etkisi yarattı. Tüm dünyada olduğu gibi Türkiye’de de araç sahipleri, nakliyeciler ve lojistik sektörü, bu devasa küresel krizin pompa fiyatlarına nasıl yansıyacağını büyük bir endişeyle takip ediyordu. Ancak ekonomi yönetiminin doğru zamanda devreye aldığı stratejik bir hamle, akaryakıt fiyatlarında yaşanabilecek olası bir “fiyat şokunu” şimdilik ciddi anlamda frenlemiş durumda.
Geçtiğimiz haftalarda kritik bir kararla yeniden uygulamaya konulan “eşel mobil” sistemi, içinden geçtiğimiz bu zorlu süreçte vatandaşın bütçesini ve piyasa dinamiklerini koruyan en önemli kalkan haline geldi.
Eşel Mobil Sistemi Nedir?
Sistemi kısaca hatırlamak gerekirse; eşel mobil, uluslararası piyasalarda döviz veya petrol fiyatları sert bir şekilde arttığında, bu artışın doğrudan tüketiciye yansımasını engellemek amacıyla devletin kendi vergi gelirlerinden feragat etmesi prensibine dayanıyor. Mevcut uygulama kapsamında, akaryakıt ürünlerine gelmesi beklenen zam tutarının yüzde 75’ine kadarlık kısmı doğrudan Özel Tüketim Vergisi’nden (ÖTV) düşülerek fiyatlar aşağıda tutuluyor. Başka bir deyişle devlet, uluslararası krizin ağır faturasını üstlenerek, enflasyonist baskıyı daha pompaya gelmeden kaynağında kesiyor.

Mazot 83 Lira 10 Kuruş Olacaktı
Bu sistemin arka planını ve ne denli hayati bir işlev gördüğünü, Hazine ve Maliye Bakanı Mehmet Şimşek’in katıldığı bir televizyon programındaki çarpıcı açıklamaları tüm netliğiyle gözler önüne serdi. Enerji fiyatlarındaki küresel şok dalgasını öngördüklerini belirten Bakan Şimşek, süreci şu sözlerle anlattı:
“Bakanlık olarak eşel mobil sistemine geçtik. Enerji fiyatlarında ciddi bir tepki bekliyorduk. Körfez’in kapanması riskinin fiyatlara nasıl yansıyabileceğini oturduk, tüm boyutlarıyla değerlendirdik.”
Bakan Şimşek’in açıklamalarındaki en çarpıcı detay ise telaffuz ettiği güncel rakamlardı. Eğer eşel mobil kalkanı devreye alınmasaydı, bugün itibarıyla örneğin Ankara’da motorinin (mazot) litre fiyatı rekor kırarak tam 83 lira 10 kuruşa fırlayacaktı. Ancak devletin ÖTV’den ciddi bir feragat ederek uyguladığı bu sübvansiyon sayesinde, petrol fiyatlarındaki astronomik yükselişe rağmen mazotun litresi şu an 67 lira 10 kuruş seviyesinde tutulabiliyor. Bu müdahale, litre başına 16 liralık bir fark anlamına geliyor ki; 50 litrelik standart bir otomobil deposu doldurulduğunda vatandaşın cebinde kalan tutarın 800 TL’yi bulduğunu görüyoruz.
Benzin Fiyatlarında 9 Liralık Görünmez Tasarruf
Aynı vergi kalkanı benzin fiyatları için de aktif olarak çalışıyor. Bakan Şimşek’in paylaştığı verilere göre, eşel mobil sistemi uygulanmasaydı benzinin litre fiyatı bugün 71 lira 11 kuruş bandında seyredecekti. Ancak şu an tüketiciye yansıyan pompa fiyatı 62 lira 30 kuruş seviyelerinde. Benzinde de litre başına yaklaşık 9 liralık bir devlet desteği söz konusu.
Duruma editöryal bir pencereden baktığımızda; bu tablonun sadece bireysel araç kullanıcılarını değil, Türkiye’nin tüm üretim, tedarik ve lojistik ağını derinden etkilediğini söylemek mümkün. Zira motorin fiyatlarının 83 lira barajını aşması, tarladaki traktörden uluslararası taşımacılık yapan tırlara kadar her alanda maliyetlerin katlanması ve sonuç olarak market raflarındaki her ürünün fiyatının artması anlamına geliyordu.
ABD-İran hattındaki jeopolitik risklerin masada kalmaya devam edeceği bir senaryoda, eşel mobil sisteminin bir süre daha sigorta görevi görmesi muhtemel. Küresel krizlerin yerel ekonomiye yıkıcı etkisini minimuma indiren bu hamle, hem cebimizi hem de makroekonomik dengeleri korumaya devam ediyor.






